Eğer sevgimizi etkili bir şekilde belirtmek istiyorsak, eşimizin birincil sevgi dilini öğrenmeye çalışmalıyız. Psikologlar, sevildiğini hissetmenin insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı olduğu sonucuna varmışlardır. Sevgimiz için dağları, denizleri aşar, çölleri yürüyerek geçeriz ve anlatılamayacak güçlüklere katlanırız. Ama sevgisiz bunların hiçbirisi yapılamaz. Yahudilik karşıtı Hıristiyan havari paul, sevgiyle güdülenmemiş tüm insan başarılarının sonuçta boş olduğunu söyleyerek sevgiyi yüceltmiş. İnsan oyununun son sahnesinde üç karakterin kalacağını söylemiştir. “inanç.Umut ve sevgi.” Fakat bunların en önemlisi sevgidir.
İnsanoğlunun kalbinde, başka biri ile yakınlaşmak ve onun tarafından sevilmek arzusu yatar. Evlilik, yakınlaşma ve sevgiye duyulan bu gereksinimi karşılamak için kurulmuştur. Eşi tarafından sevildiğini hissetme gereksinimi,evliliğe dair arzuların kalbidir.doğamızdaki her şey başkaları tarafından sevilmeye ihtiyaç duyar. Tecrit edilmek insan ruhunu mahveder. Bu yüzden yalnız başına hapsedilmenin en zalimce ceza olduğu düşünülür.


AŞIK OLMAK
Çoğumuz evliliğe aşık olarak başlarız. Fiziksel özellikleri ve kişilik vasıfları aşk alarmımızı çalıştırmaya yetecek bir elektrik şoku yaratan biri ile karşılaşırız. İlk önce bu kişiyi tanıma sürecini başlatırız.ilk adım onu bir yemeğe götürürüz. Amaç yemek değil aşkı keşfetmektir. Bir kaç beraberlik daha ayarlarız. Çok geçmeden yoğunluk seviyesi kendi kendimize “galiba aşık oluyorum” dediğimiz noktaya kadar yükselir. Sonunda bunun gerçek bir şey olduğuna inanır ve duygularımızı karşımızdakine açıklarız. Duygularımız karşılıksız ise ya araya soğukluk girer ya da onu etkilemek için çabalarımızı iki katına çıkarırız.karşılıklı olduğu zaman ise evlilikten konuşmaya başlarız.evlilik öncesi hayallerimiz, evlilikte saadet üzerinedir. Aşık olduğumuzda başka türlüsüne inanmak zordur. Doruğa ulaşmış aşık olma deneyimi coşkuludur. Gözümüz birbirimizden başkasını görmez.uykuya birbirimizi hayal ederek dalarız. Uyandığımızda da ilk düşündüğümüz o olur. Birlikte olmayı özleriz.birlikte zaman geçirmek cennetin kapısı önünde oyun oynamaya benzer.. El ele tutuştuğumuzda , sanki kanımız birlikte akar. Birbirimize sarıldığımızda büyük bir coşku duyar, evlilik hayalleri kurarız. Aşık olan birisi sevdiği kişinin mükemmel olduğuna inanır. Annesi sevgilisinin kusurlarını görebilir ama o göremez. Gerçekten aşıksak bunun sonsuza kadar süreceğine inanırız. Maalesef aşık olma yaşantısının sonsuzluğu gerçek değil, bir hayaldir. Psikolog doktor Dorothy Tennov yaptığı araştırmalar ve incelemeleri üzerine romantik bir tutkunun ortalama yaşam sürecinin 2 yıl olduğunu söylemiştir. Eğer bu gizli bir aşksa biraz daha uzun sürebilir. Fakat sonuçta hepimiz bulutlardan iner ayağımızı tekrar toprağa basarız. Gözlerimiz açılır ve karşımızdaki kişiyi olduğu gibi görürüz. Aşık olduğumuzda göz ardı ettiğimiz şeyler, artık koskoca dağlara dönüşmüştür. Annemizin sözlerini hatırlar ve kendimizi aptal gibi hissederiz.


5 SEVGİ DİLİ
1- ONAY SÖZLERİ
Sevgiyi duygusal olarak ifade etmenin bir yolu, onu oluşturacak sözleri kullanmaktır. Sözlü iltifatlar ve takdir ifadeleri sevgiyi güçlü bir şekilde iletir. Eşinizin istediğiniz bir şeyi yapması içi onu pohpohlamanıza gerek yok. Sevginin hedefi istediğiniz şeyi elde etmek değil, sevdiğiniz insanın mutluluğu için bir şey yapmaktır.

Cesaret Verici Sözler : Hepimizin kendimizi güvensiz hissettiği anlar vardır. Cesaretimiz eksiktir ve bu cesaret eksikliği sık sık yapmayı istediğimiz olumlu şeyleri başarmamızı engeller. Eşinizi kendini güvensiz hissettiği anlardaki gizli potansiyeli sizin cesaret verici sözlerinizi bekliyor olabilir. Cesaretlendirme sözcüğü cesaret uyandırmaktır. Cesaretlendirme, empati ve dünyayı eşinizin gözüyle görmeyi gerektirir. Öncelikle eşiniz için neyin önemli olduğunu öğrenmelisiniz.

Sevecen Sözler: Sevgi sevecendir. O halde sevgiyi sözel olarak ifade ederken sevecen sözcükler kullanmalıyız. Bu konuşma şeklimizle ilgilidir. Aynı cümle söyleyiş tarzımıza göre farklı anlamlar taşıyabilir. Konuşurken ki tavrımız son derece önemlidir.eski bir bilge şöyle demiştir: “yumuşak bir yanıt öfkeyi uzaklaştırır.” Eşiniz sinirli ve allak bullak olduğu ve size hiddetli sözlerle saldırdığı zaman sevgi dolu olmayı seçerseniz, onunkinden de hiddetli bir ses tonuyla değil, yumuşak bir sesle karşılık verirsiniz. O anki duygularını size aktarmasını sağlarsınız. Acısını, kızgınlığını anlatmasına izin verirsiniz. Bunu yapabilmek için kendinizi onun yerine koymanız, olayları onun gözüyle görmeniz gerekir.
Sevgi hataların kaydını tutmaz. Sevgi geçmişteki hataları gündeme getirmez. Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Evlilikte daima en iyi veya en doğru şeyi yapamayız. Geçmişi silemeyiz. Yalnızca yaptıklarımızın yanlış olduğunu kabul edip özür dileyebiliriz. Dün yüzünden her yeni günlerini berbat edenler, bir önceki gün yaşanan tatsızlıkları bugüne taşımakta ısrar edenler muhtemelen harika bir günü zehir ederler.. Geçmişteki hatalar için yapılabilecek en iyi şey, tarih olmalarına izin vermektir.

Alçakgönüllü Sözler : Sevgi taleplerde değil, ricalarda bulunur. Eğer yakın bir ilişki kurmak istiyorsak, birbirimizin arzularını bilmemiz gerekir. Eğer birbirimizi sevmeyi istiyorsak, karşımızdakinin ne istediğini bilmemiz gerekir. Eşinizden bir ricada bulunduğunuzda, onun değerini ve yeteneklerini onaylarsınız.onun sizin için anlamlı ve değerli bir şey yapabileceğini, böyle bir potansiyele sahip olduğunu belirtirsiniz. Bununla birlikte talepte bulunduğunuzda bir sevgili değil, bir tiran olursunuz.eşiniz onaylandığını değil , küçümsendiğini hisseder.
onay sözlerini dolaylı olarak kullanmayı da deneyebiliriz. Örneğin eşimiz olmadığı zamanlarda onunla ilgili olumlu şeyler söylemek gibi.. Sonuçta biri bundan eşimize bahsedecek ve sevgiden tam not alabiliriz.


2- NİTELİKLİ BERABERLİK
Nitelikli beraberlik derken, bütün dikkatin eşimize verilmesi önemlidir. Birlikte kanepeye oturup televizyon seyretmek değil. Zamanımızı bu şekilde geçirildiğimizde dikkatimiz eşimizde değil TV kanallarındadır.. Burada kastedilen televizyonu kapatıp, eşlerin birbirine bakması ve konuşmaktır. Yani tüm dikkatin eşlerin birbirine vermesidir.Bir restorantta flört eden bir çift ile evli bir çift her zaman ayırt edilebilir. Flört eden çiftler birbirlerine bakar ve konuşurlar. Evli çiftler ise orada öylece oturup etrafı seyrederler. Oraya sadece yemek için gittikleri sanılır.

Birliktelik : nitelikli beraberliğin bir diğer adı da birlikteliktir.burada bahsedilen bedensel yakınlık değildir.aynı odada oturan iki kişi fiziksel olarak yakındır ama mutlaka birlikte değillerdir. Birliktelik odaklanmış ilgiyle alakalıdır. Nitelikli beraberlik, birbirimizin gözlerine bakarak zaman geçirmek zorunda olmamız anlamına gelmez. Bu birlikte bir şeyler yapıyoruz ve o anda tüm dikkatimizi karşımızdakine veriyoruz demektir. Duygusal açıdan asıl önemli olan şey, birbirimize odaklanarak zaman geçirmememizdir. Bu faaliyet, birliktelik duygusunu yaratan bir araçtır. Bir baba yere oturup elindeki topu iki yaşındaki oğluna yuvarladığında dikkati topa değil oğluna odaklanmıştır. O an için, ne kadar sürerse sürsün onlar birliktedirler. Fakat eğer baba topu yuvarlarken telefonla konuşuyorsa dikkati zayıflamıştır. Bazı karı kocalar, gerçekte yalnızca fiziksel olarak yakın yaşıyorken, birlikte zaman geçiriyorlar sanırlar.ortak bir uğraşta birlikte zaman geçirmek, birbirimize önem verdiğimiz, birbirimizle olmaktan zevk aldığımızı, birlikte bir şeyler yapmaktan hoşlandığımızı gösterir.

Nitelikli Sohbet : Nitelikli beraberliğinde birçok diyalektleri vardır. Bunlardan birisi de nitelikli sohbettir. Kaliteli sohbette kastedilen, iki bireyin deneyimlerini, düşüncelerini, duygularını ve arzularını dostça ve rahatsız edilmeyecekleri bir ortamda paylaştığı ve anlayışa dayanan diyalogtur. Eğer eşinizin birincil sevgi dili nitelikli beraberlik ise onun duygusal olarak sevildiğini hissetmesi için bu tür diyaloglar elzemdir.
Nitelikli sohbet ilk sevgi dili olan onay sözlerinden farklıdır. Onay sözleri söylediklerimiz üzerinde odaklanır. Oysa nitelikli sohbet işittiklerimiz üzerin odaklanır. Eğer sana duyduğum sevgiyi nitelikli beraberlik yoluyla paylaşıyorsam ve bu zamanı sohbet ederek geçireceksek, bu senen açılmana odaklanacağım ve söyleyeceklerini can kulağıyla dinleyeceğim anlamına gelir.sorunlarını başını yeme niyetiyle değil, düşüncelerini, duygularını, arzularını anlamak için duyduğum samimi istek üzerine soracağım.
Çoğumuz sorunları analiz etmek ve çözümler yaratmak üzere eğitildik. Biz, evliliğin tamamlanması gereken bir proje veya çözülecek sorun değil, bir ilişki olduğunu unutuyoruz, çoğumuz dinleme konusunda çok az eğitim gördük. Önerilerimizi sadece talep edildiği zaman ve asla lütfeder gibi olmamak koşuluyla sunmalıyız.dinlemeyi öğrenmek bir yabancı dil öğrenmek kadar zordur. Ancak sevgimizi iletmek istiyorsak dinlemeyi mutlaka öğrenmeliyiz.
1. Eşiniz-arkadaşınız konuşurken göz temasını sürdürün. Bu zihninizi başka yerlere sürüklenmekten korur ve tüm dikkatinizi karşınızdakine verdiğinizi gösterir.
2. Eşinizi-arkadaşınızı dinlerken başka bir şey yapmayın. Unutmayın nitelikli beraberlik tüm dikkatinizi karşınızdakine vermektir.
3. Duyguları dinleyin.kendi kendinize şunu sorun:”eşim-arkadaşım ne hissediyor?” Yanıtı bulduğunuzu düşündüğünüzde bunu onaylatın. Bu ona duygularını açığa vurma şansı verir.
4. Beden dilini gözlemleyin. Bezen sözler bir şey söylerken beden dili başka bir mesaj verir. Sıkılmış yumruklar, titreyen eller, çatılmış kaşlar ve göz hareketleri karşımızdakinin hissettikleri hakkında ip uçları verir.
5. Sözünü kesmeyin.yapılan bir araştırmaya göre , bir insanın söz kesmeden ve kendi fikrini söylemeden yanlızca 17 saniye dinlediğini gösterir.
Konuşmayı Öğrenmek : Nitelikli sohbet yalnızca anlayarak dinlemeyi değil, aynı zamanda kendini açıklamayı da gerektirir.Bir kadın, “keşke kocam konuşsaydı. Ne düşündüğünü ve ne hissettiğini bilmiyorum” dediğinde aslında yakınlık hissetmeyi istediğini söylüyor. Kendini kocasına yakın hissetmek istiyordur. Kendini açmak bazılarımıza zor gelir. Birçok yetişkin, düşünce ve duyguların ifade edilmesinin teşvik edilmediği aksine kınandığı evlerde büyümüştür. Bir oyuncak istemek ailenin maddi durumu üzerine konferansı başlatarak demektir. Çocuk bir arzu duyduğu için kendini suçlu hissederek uzaklaşır ve derhal duygularını arzularını ifade etmemeyi öğrenir. Çoğumuz yetişkin olduğumuzda duygularımızı reddetmeyi öğrenmiş oluruz. Artık duygusal yanımızla temas halinde değilizdir. Eğer nitelikli sohbet dilini öğrenmek istiyorsanız, evden uzaktayken hissettiklerinizi not etmekle başlayın. Bunu günde üç kez yapın günde üç kez kendinize “ son üç saat içerisinde neler hissettim?” , “işe gelirken arkamdaki sürücü arabasını tamponuma sürttüğünde neler hissettim?”. Bloknota duygularınızı ve bu duyguyu yaşamanıza neden olan olayı anımsamanız için bir iki söz yazın. “OLAY= HİSSEDİLEN DUYGU”. Böylece duygusal doğanız konusunda bir farkındalık gelişecektir. Bir kaç hafta içerisinde karşımızdakine duygularımızı rahatça ifade eder hale gelebiliriz.

Kişilik Tipleri : Hepimizin duygularımızı görmezden gelip örtbas ettiği söylenemez; fakat iş konuşmaya gelince kişiliklerimiz ön plana çıkar. Şimdiye kadar iki tip kişilik gözlemlenmiştir.(yazarımıza göre). Birincisi “ölüdeniz” dir. Ölü deniz hiçbir yere gitmez. Alı, fakat vermez. Gün boyunca bir çok duygu, düşünce ve deneyimleri alır. Bilgi depoları çok büyüktür. Konuşmadan da çok mutludurlar. “bir sorun mu var” diye sorduğunuzda cevapları muhtemelen “hiç bir sorun yok diye yok. Neden bir sorun olduğunu düşündün ki?” Olacaktır
İkinci kişilik tipi ise “çağlayan dere”dir. Bu kişilikte göze, kulağa hitap eden ne varsa ağızdan dışarı çıkar. Her ne görürse ve duyarsa anlatırlar. Evde konuşacak kimse yoksa birbirlerini aralar. “ne gördüm biliyor musun?”, “ne duydum biliyor musun?” Gibi. Çoğu zaman bir ölü deniz ile bir çağlayan dere evlenir. Eğer siz bir ölü denizseniz ve bir çağlayan dere ile çıkıyorsanız muhtemelen çok iyi vakit geçirirsiniz. Sizin sohbeti açmanıza gerek yoktur. Bütün yapmanız gereken başınızı sallayıp ya ya demektir. O bütün günü, zamanı doldurur. Ondan ayrıldığınızda “ne harika insan diye “ düşünürsünüz. Eğer siz bir çağlayan dere iseniz ve bir ölü deniz ile çıkıyorsanız aynı derecede harika bir zaman geçireceksiniz demektir. Çünkü ölü denizler harika birer dinleyicilerdir.siz üç saat boyunca anlatır anlatırsınız o sadece dinler. Ve eve döndüğünüzde ne harika bir insan diye düşünürsünüz.. Birbirinizi çekersiniz. Ama 5 yıllık evlilikten sonra çağlayan dere bir sabah uyanır ve “ 5 yıldır evliyiz ama ben onu tanımıyorum”. Ölü deniz der ki” onu fazla iyi tanıyorum. Keşke biraz ara verip bana bin nefes aldırsa”. İyi olan şudur ki; ileride ölü denizler konuşmayı, çağlayan derelerde dinlemeyi öğrenebilirler.

3- ARMAĞAN ALMA
Armağan, elinizde tutup, “bak beni düşünmüş” ya da “beni hatırlamış” diyebileceğiniz birşeydir. Birine armağan vermek için onu düşünüyor olmanız gerekir. Armağan bu düşüncenin sembolüdür. Parayla alınıp alınmaması önemli değildir. Armağanlar sevginin görsel sembolleridirler. Çoğu evlilik törenleri yüzüklerin alınıp verilmesini içerir. “bu yüzükler, iki kalbi sevgide sonsuza dek birleştiren içteki ruhsal bağın, dıştan görülebilen işaretleridir.”
Görsel semboller bazı kişiler için daha çok önem taşır.bu yüzden her insanın nikah yüzüğüne karşı tutumu farklıdır. Armağanlar her boyda, renkte ve şekilde olabilir.bazıları pahalı, bazıları bedavadır. Armağan satın alınabilir, bulunabilir veya yapılabilir. Birincil sevgi dili armağan almak olan birisi için maddi gücünüzle orantılı olmadığı sürece armağanın maliyetinin hiçbir önemi yoktur. Ya “Ben armağan veren birisi değilim. Hediye seçmeyi hiç beceremem. İçimden de gelmiyor” diyen birisi iseniz? Tebrikler.büyük bir aşık olmak için ilk keşfi yapmış oluyorsunuz. Eğer eşinizin birinci sevgi dili armağan almaksa, armağan vermekte ustalaşabilirsiniz. Öğrenilmesi en kolay sevgi dillerinden birisidir.

Kendinizi armağan etmek:Eşiniz size ihtiyaç duyduğunda orada olmak, birincil sevgi dili armağan almak olan birisi için çok şey ifade eder. İşte buna elle tutulmaz armağanlar denir ve birçok armağandan daha çok makbule geçer. Eşinizin- arkadaşınızın birincil sevgi dili armağan almak ise, kriz zamanlarında ona verebileceğiniz en güzel armağan fiziksel varlığınızdır. Eğer eşinizin-arkadaşınızın fiziksel varlığı sizin için önemli ise bunu ona sözlerle ifade etmeniz şarttır. Ondan zihninizi okumasını beklemeyin. Diğer taraftan eşiniz-arkadaşınız size “bugün benimle olmanı istiyorum” derse, bu ricayı ciddiye alın.
Sevgi konusunda yazılmış hemen her şey, sevginin kalbinde verme isteğinin yattığını işaret eder. Beş sevgi dilinin her biri bizi eşimize bir şeyler vermeye sevk eder, fakat bazılarımız için armağan almak yani sevginin görünen sembolleri daha çok şey ifade eder. Doğru sevgi dilini öğrenmek karşımızdaki insanın sevildiğini hissetmesine yardımcı olur.

4- HİZMET DAVRANIŞLARI
Hizmet davranışları eşinizin-arkadaşınızın yapmanızdan hoşlandığı şeyleri anlatır. Ona hizmet ederek onu memnun etmeye, onun için bir şeyler yaparak ona sevginizi ifade etmeye çabalarsınız. Yemek pişirmek, bulaşıkları yıkamak, çöpü dışarı çıkarmak, odaları boyamak gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Bunlar hep hizmet davranışlarıdır. Eğer gerçekten isteyerek yapılıyorsa, sevginin ifadesidir.



5- FİZİKSEL TEMAS
Fiziksel temasın sevgiyi iletmenin bir yolu olduğu uzun süredir biliniyor. Çocuk gelişimi alanında yapılan bir çok araştırmalar; dokunarak sevilen, kucaklanan ve öpülen çocuklar, uzun süre fiziksel temastan mahrum bırakılmış çocuklardan daha sağlıklı bir duygusal yaşam geliştiriyor. Birinci yüzyılda Filistin’de yaşayan ve İsa’yı büyük bir öğretmen olarak tanıyan İbraniler, çocuklarını onlara dokunması için İsa’ya getirmişlerdir. İsa’nın havarilerinin, İsa’nın böyle önemsiz şeyler için çok meşgul olduğunu düşünerek bu anne ve babaları azarladıklarını bilinir. Fakat İsa’nın havarilerine “küçük çocukların bana gelmesine izin verin. Onları engellemeyin, çünkü Tanrının Krallığı böylelerine aittir. Size gerçeği söyleyeyim: Tanrının Krallığını küçük bir çocuk gibi algılamayan hiç kimse, oraya giremeyecektir.” Dediği ve çocukları kollarına alıp, ellerini üzerlerine koyup onları kutsadığı söylenir. Her kültürdeki bilgi sahibi anne babalar, dokunan anne babalardır.
Fiziksel temas, evlilikteki sevgiyi iletmek için de güçlü bir araçtır. El ele tutuşmak, sarılmak, öpüşmek ve s ilişki bir kişinin eşine olan sevgisini iletmenin yollarıdır. Fiziksel temas bazı kişilerin birincil sevgi dilleridir. O olmadan sevildiklerini hissetmezler. s ilişki, fiziksel temas sevgi dilinin yalnızca bir diyalektidir. Dokunma, beş duyunun diğer dördünden farklı olarak vücudun belli bir bölgesiyle sınırlanmamıştır. Minik dokunsal algılayıcılar bütün vücudumuza yerleştirilmiştir.vücudun bazı kısımları diğer bölgelere göre daha duyarlıdır. Örneğin dilin ucu dokunmaya çok duyarlı iken, omuzların arkası en az duyarlı yerlerdir. Parmak ucu ve burun ucu da son derece duyarlıdır. Bir ilişkiyi yaratan da, bozanda fiziksel temastır. Sevgiyi de nefreti de o iletebilir. Yüze atılan bir tokat her çocuğa zarar verir ama birincil sevgi dili fiziksel temas olan birisi için, yıkım demektir. Şefkatli bir sarılma her çocuğa sevgiyi ifade eder ama birincil sevgi dili fiziksel temas olan bir çocuk için bu bir sevgi haykırışıdır. Bu yetişkinler için de geçerlidir.
Evlilikte sevgi dokunuşu bir çok şekil alabilir. Dokunma algılayıcıları bütün vücuda yerleşmiş olduğu için, eşinizin hemen her yerine dokunmak bir sevgi ifadesi olacaktır.bazı dokunuşlar diğerlerinden daha çok zevk verecektir. Şüphesiz en iyi yol gösterici eşiniz olacaktır. Neyi seven bir dokunuş olarak algıladığını en iyi o bilir. Tabi bazı davranışlar rahatsız ve huzursuz edici olabilir. Bu dokunuşları sürdürmekte ısrar etmek, sevginin tersini iletmektir.
Vücut Dokunulmak İçindir : Bana ait ne varsa vücudumdadır. Vücuduma dokunmak bana dokunmaktır.. Vücudumdan uzaklaşman duygusal olarak benden uzaklaşmandır. Bizim toplumumuzda el sıkışmak karşımızdakine açıklığı ve sosyal yakınlığı iletmenin bir yoludur. Tüm toplumlar, sosyal bir selamlama olarak fiziksel temasın bir formunu kullanırlar. Eğer eşinizin-arkadaşınızın birincil sevgi dili fiziksel temas ise, hiçbir şey ağlarken onu kucaklamanızdan daha önemli olamaz.
Birincil sevgi dili fiziksel temas olan birçok insan duygusal olarak, eşlerinin uzanıp kendilerine dokunmasını çok arzu ederler. Ellerini saçlarının arasında gezdirmek, sırtını ovmak, ellerini tutmak, sarılmak, s ilişki ve diğer “sevgi dokunuşları”, onları hayatta tutacak duygusal bir emniyet kemeridir.


SEVGİ DİLİNİZİ KEŞFETMEK
Sizin birincil sevgi diliniz nedir? Eşiniz tarafından sevildiğinizi size en çok hissettiren şey nedir? Her şeyden çok neyi arzu edersiniz? Eğer bu soruların cevapları zihninizde derhal belirmiyorsa, belki sevgi dillerinin olumsuz kullanımına bakmak size yardımcı olabilir. Eşinizin-arkadaşınızın yaptığı, söylediği ya da yapmayı, söylemeyi ihmal ettiği neler sizi derinden incitir? Örneğin, eğer eşinizin eleştirisel ve yargılayıcı sözleri sizin en derin acınızsa, o halde belki de sevgi diliniz onay sözleridir.

Kendi Birincil Sevgi Dilinizi Keşfetmenin Üç Yolu;
1. Eşinizin-arkadaşınızın yaptığı ya da yapmayı ihmal ettiği şeylerin hangisi sizi en çok üzer? Muhtemelen sizi en çok inciten şeyin zıddı sizin sevgi dilinizdir.
2. Eşinizden-arkadaşınızdan en çok neyi rica edersiniz? En çok istediğiniz şey, muhtemelen sevildiğinizi hissetmenizi sağlayacak şeydir.
3. Eşinizi –arkadaşınıza sevginizi ne şekilde ifade edersiniz? Sevgiyi ifade etme yönteminiz, aynı zamanda sevildiğinizi hissetmenizi sağlayacak şeyin bir işareti de olabilir.
Bu üç yaklaşımı kullanmak muhtemelen birincil sevgi dilinizi belirlemenizi sağlayacaktır. Size aynı derecede önemli görünen iki dil varsa ve birini diğerinin üzerine koyamıyorsanız, o zaman belki de iki sevgi diliniz vardır.
İki tür insan birincil sevgi dilini keşfetmekte güçlük çekebilir. İlki, sevgi deposu uzun süredir dolu olan kişidir. Eşi ona olan sevgisini birçok şekilde ifade etmiştir ve o bu yollardan hangisinin ona sevildiğini en çok hissettirdiğinden emin değildir. Yalnızca sevildiğini biliyordur. İkincisi ise, sevgi deposu sevildiğini hissetmesini sağlayan şeyin ne olduğunu hatırlayamayacak kadar uzun süredir boş olan kişi. Her iki durumda da aşık olma yaşantısına geri dönüp, kendinize “o günlerde eşimde sevdiğim neydi? Onun yaptığı ve söylediği şeylerin hangileri bende onunla olma isteği uyandırdı?” Diye sorarsanız, bu size birincil sevgi diliniz hakkında ip ucu verecektir. Başka bir yaklaşım ise, kendinize “benim için ideal eş nedir? Eğer mükemmel bir eşim olsaydı nasıl biri olurdu?” Diye sormaktır. Hayalinizdeki mükemmel eş size birincil sevgi diliniz hakkında fikir verebilir.
Bir öneri daha; önce birincil sevgi diliniz olduğunu düşündüğünüz şeyi yazın, sonra diğer dört dili önem derecelerine göre sıralayın. Eşinizin birincil sevgi dili olduğunu düşündüğünüz şeyi de yazın ve dilerseniz diğer dört dili de önem derecelerine göre sıralayın. Eşinizle oturup, onun birincil sevgi dili olduğunu tahmin ettiğiniz şeyi tartışın. Sonra birbirinize birincil sevgi diliniz olduğunu düşündüğün şeyi anlatın.

"5 Sevgi Dili "kitabından alıntı..